Mevcudiyet ve Özgürlük


Mutlak şuur, saf bilinç, yani ALLAH tüm bu var oluşu yarattığında, onu deneyimlemek için "BEN" suretinde geldi, ya da göründü. Mutlak şuurun, BEN sureti’nin vücuda gelmesiyle, mutlaklığın içerisinden yani asıl kaynaktan da hiç bir şey eksilmedi. O sadece tezahür etti. Aynı zamanda bir suret içerisinde tezahür etti.

Yarattığı sayısız varlıkları, yerleri ve gökleri, denizleri, canlıları ve tüm bu çeşitliliği deneyimlemek ve tatmak için bir surete bürünmeyi ve bilinmeyi diledi. Böylece O, bilinçli ve canlı varlıkların içerisinde BEN suretinde ortaya çıktı. Burada ki BEN sözcüklerden ibaret olan BEN değil, sezgisel ve doğal bir hissediş olan BEN'dir.  Burada ki BEN bilinçtir. Burada ki BEN, ben buradayım demektir ve gayri şahsidir.

BEN ya da BENİM hissi, bedene girdi ve kendisini, deneyimleyen ve tanık olan BEN (BEN VARIM) duygusu yani titreşimi olarak deneyimledi. Bu olgunun tam anlamıyla deneyimlenebilmesi için bireysellik tezahür etti ve BEN BEDENİM inancı ortaya çıktı. Bu inanç doğal olarak gelişti. Aile ve toplum kaynaklı koşullamalarda bu inancı daha fazla güçlendirdi ve destekledi. BEN BEDENİM duygusu duygusu bedenin içerisinde zihin olarak algılandı, sonrasında da kişilik hissiyatı yani BEN tamamen kişisel bir şey haline geldi. Aslında bu kişiliğin doğumu oldu.

Aslında kişi şekilsiz bir bilinçtir. "BEN ŞU KİŞİYİM" hissi, azaltılmış bir bilinç bileşenidir. Bilinç sonsuz ve daha geniş bir güç iken, bir kişi haline geldi. Kişi dediğimiz şey, bedenin tüm sınırlamalarını üstlenmektedir. Kendini BEDEN zannetme ve ona bir kimlik yükleme, kişisel var oluşun temeli haline geldi. Bu kişilik yani benlik, bilincin dışa vurumununu çok sınırlı hale getirdi. Çünkü acıya, ızdıraba, zihne, bedene, hastalığa ve ölüme tabi olduğunu fark etti ve inandı. Biçimsiz olduğu için asla yok olmayacak olan bilinç, bedenle özdeşleşince korkuya büründü.

İnsan için gerçekten görme durumu, tanık olma tanıklık etme ile ortaya çıkar. Kişinin tüm özellikleri ve kimliği aslında tamamen düşünce temellidir ve alışkanlıklar yoluyla da güçlendirilir ve gözlemlenebilir hale gelir. Gözlemlenebiliyorsa eğer, gözlemlenebilir olan her şeyde olduğu gibi bunların istikrarlı olmadıkları kabul edilmelidir. Bunlar gelir ve giderler. Eğer bir şey gelip gidiyorsa o gerçeklik olamaz. Tıpkı bulutlar gibi. Bulutlar gökyüzünün bir parçasıdır ve gökyüzü gerçekliği kalsada, bulutlar gelip giderler. Düşünceler, duygular, fikirler de bu şekilde gelip giderler. Her şey gelip gider, ayrıca bu geliş gidişler gözlemleniyorda.

O zaman diyebiliriz ki, bu geliş gidişleri gözlemleyen, aynı şeyden yapılmış olamaz. Çünkü gelip giden şeyleri gözlemleyen, geliş gidişler olmadan önce de buradaydı. Yani daha önce burda olan, o gelen düşüncelerin gelişine ve yine gidişine de şahit olmaktadır.  Yani asıl BEN gelip giden düşünlere gözlemleyen ve onlara tanık olandır.  Böylece asıl tanık olan, kişiliğe ve bireyselliğe de tanık olmuş oluyor. Bunun fark edilmesi, sınırlı ve kalıplara hapsedilmiş BEN'i özgür, geniş ve sınırsız hale getiriyor.  Bu durum orijinal BEN'e doğru bir gidiştir. Özün bolluğuna doğru genişlemedir, BEN mekanına girmektir.

Yani BEN, BEN'i ortadan kaldırdığı zaman yine de doğal BEN'in içerisinde ikamet etmeye devam eder. Bunu bilen ve yaşan bir insan kendisini varlık olarak daha çok deneyimler. BEN'in BEDEN-ZİHİN inanış döneminde meydana gelen işleyişler tamda olması gerektiği oluyordu ancak bunlar kişiliğin sınırlı perspektifinden yorumlandığı için tam anlamıyla deneyimlenememişlerdi. Şimdi daha geniş bir bilinç alanına sahip olan BEN, korkular gelip geçici ve doğru olmayan bu şeylerin basitçe gelip gittiğini gözlemleyebilecek ve korku olmayacak. Burda kalanlar ise zaten başlangıçtan beri burada olanlar. Onlar şimdi daha geniş bir bilince hizmet ediyorlar. İşte değişim ve sıçrama budur. Kendini bilme ve mevcudiyete geçiş budur.  Mevcudiyetin bir adım ötesi ise tam saflığa doğru gidiştir. Buna uyanışın ilk adımı diyebiliriz. Bu kurtuluştur, özgürleşmedir.

Kişilik alanında, hırs, kibir, korku, utanç, yargılama gibi çok fazla olgu vardır, fakat mevcudiyette sadece uyum vardır denge vardır. Bir şeyden ibaret olan birisi yoktur. O sadece kendisi olan varlıktır. Gerçek insan budur. Gerçek özgürlük budur.

Previous
Previous

Şükür